Ne Zaman Ayrıldı Yollar

Ben karşı taraftayım. Taraf tutanlara, bi tarafa geçip diğer tarafa karşıdan bakanlara karşıdan bakıyorum. Kendi bir tarafta dururken diğerini ötekileştirmeye hor görmeye kızıyorum. Aslında o kadar çok aynıyız ki birbirimizle. Farkları aramak, bir tarafa geçmeye çalışmak çok daha zor aslında. Mesela bir memursan aynısındır, bir işçiysen aynı, bir öğrenciysen aynı amaçtasındır. Hep beraber fırlatılır kepler havaya. Herkesin matematiğinde 2 kere 2 dört eder. Her anne fedakar her çocuk biraz yaramazdır. Bir kadınsan hangi düşünce şeklinde olursan ol seversin eşine dır dır yapmayı yada hep şikayet edersin eşinin ortada bıraktığı çoraplarını. 


Sonra aynı yerden hissederiz acıyı, sevilmek isteriz, değer görmek önemsenmek. Sen elmayı seversin belki ben armudu ama ikimizinde yediği meyve değil mi? Senin gözünden akan bir damla gözyaşıyla benim de burnumun direği sızlar, ben enkaz altında kalırsam "sesimi duyan var mı" diye bağıran bir ses de senin olur, benim bağışladığım bir organ bakarsın senin hayatını kurtarır.
Ya hayat bu hiçbirimiz üstün değiliz ki istesek bile olamayız.  
Her kendini en doğru sanan bazen yanlış olabiliyorken, her işe yaramaz dediğin adamda tutunulacak bir dal buluyorsun isteyince. Ha diyorsun ne güzel söyledi, bak diyorsun neler yaşamış o da benim gibi. 

Aynı sandıkta ayrı partilere oy verirken aynı parkta senin düşen çocuğunu koşup ben kaldırdım belki. Belki yanyana oturduğumuz bir bankta senin bana tarif ettiğin yemeği yaptım ben akşam evimde. Eşim afiyetle yiyip eline sağlık derken bana ben tebessüm ettim seninle geçirdiğim bi yarım saat adına. İyiki tanıdım dedim seni, misafirlerime özene bezene hazırladığım en güzel sofralarda başköşeye oturttum tarifini.

Galatasaraylı olmak fenerbahçeliye yumruk atmak, a partisinin mensubu olmak b partisi mensub olanlara kahrol demek değildir ki. Fark ülkeyi yönetmesini, temsil etmesini istediğimiz ziyniyet olabilir, fark bize vaad edilen yaşam şekli olabilir fark konulara bakış açısı olabilir.  

Ama insanı başkalaştırmak asla olamaz! 

Seninle dost paylaşımımızın sokağından bile giremez siyasi tercihimiz. Dost olmak için insan olmamız, ruhuma sıcacık dokunman yeterli benim için. İstedikten sonra tutunacak bir yer buluruz elbet yürek yurdumuzda.

İnsanları anlamayı, anlamaya çalışmayı, beraber yaşayabilmeyi öğretmeliler bize a,b c, den önce. Kendim olurken, bir düşünce çerçevesinde kendime bir hayat kurarken senin kurduğun hayata ne karışırım, ne dil uzatırım. Ben yaşamak istiyorum seninle. Asansöre bindiğimde kapıya diğer yüzünü dönenlerle beraber onlara eşlik etmek durumunda kalmadan, İstiklal'de gezerken görüntüme uzaylıymışım gibi bakılmadan yada giydiğim mini eteğe laf edimeden. "Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. " diyorsa peygamberimiz, acaba bizden de bu mu isteniyor dersiniz? Yüreğimizle bakmalı ve birbirimizin yüreğine bakmalı. Bir başörtüyü yada bir mini eteği yüreğimizin önüne germemeli..

Ben bu kadar ucuz değilim. Duygularım, hislerim, düşüncelerim değerlerim bu kadar ucuz değil. Saygı görmek istiyorum. Peşine takıldığım bir fikrin adına değil beni ben olarak kabul eden insanları isterim ben. Eleştirilebilirim, düşüncelerime katıladabilirsiniz, onaylamadığınızı rahatlıkla ifade edebilirsiniz, bide... diye ekleme de yapabilirsiniz. Ama beni aşağılayamazsınız, yerden yere vuramazsınız, hepimiz insan ve mükemmel değilken yaptığım bir hatada silemezsiniz. Benim yürüdüğüm yol senin yürümek zorunda olduğun yol değil ama unutma ki senin yürüdüğün yol da benim yürümek zorunda olduğum yol değil . Ayrı yollarda olsak da yolculuğumuzun aynı yere olduğunu bil yeter.

Ne politik olmak, ne yandaş seçmek, ne ortada kalmak adına değil bu satırlarım. Keşke diyorum hep bahsettiğimiz hakları hani yeri göğü inlettiğimiz düşünce özgürlüğünü bir benimseyebilsek. 'Sensin' 'benim' diye büyüklenmek yerine 'insanız' diye bütünleşebilsek. Fikir karşıtlığımızı insan karşıtlığıyla karıştırmasak. Farkların birliğiyle bütün olabilsek. şöyle bir uğradığımız hayatta içinde sevgi olan anlayış olan hoşgörü olan saygı olan bir insanlık cümlesi kursak Hayatı birbirimize çekilmez hale getirmekten öte bir omuz veren olsak birbirimize.

Oğlum "in biraz da kardeşin sallansın" diyen bir anne yüreği lazım bize. elimizden simidi alıpda ikiye bölen "hadi bunu da şu bakan çocuğa uzat" diyen. "Hiç yakışıyor mu siz arkadaşsınız" diye kavgalarımızı ayıran "çilkolata yediğini dışarda anlatma alan olur alamayan olur" diye öğütleyen.... Ve kızsa da bazen üzülse de bizi atmayan satmayan tüm hatalarımızla bağrına basan bir anne yüreği.

"Hükümet Kadın"da ne diyordu Aziz Veysel:
"Bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Değil mi? 
Veyahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. O yoksa, sen de yoksun. Ne anlamın kalır, ne rengin belli olur, ne de tadın..." 

Bu Yazı: Seda ellerine sağlık diyor bana sanki biraz da gururlanıyor. Bu yazı ne kadar saygılı da olsa onu kabul etmeyenin alnını karışlıyor. Aslında bu yazı Mahsun'dan "biz kardeşiz" türküsünü söylüyor. Bu yazı elini vicdanına koyuyor, size de elinizi vicdanınıza koyun diye yalvarıyor. Bu yazı bize bir tarafın mensubu olmadan önce insan olmayı öğretiyor. Biz sadece insan olalım gerisini O'na bırakalım diyor.

Etiket :  birlik , ötekileştirme , düşünce özgürlüğü , yaşam hakkı , fikir ayrılığı , taraf tutmak , aziz veysel 

0 yorum

Yorum Ekle

Yorumunuz

  1.